08.02.2006
BASIN AÇIKLAMASI
MECBURİ HİZMET, DOĞU/ GÜNEYDOĞU’DA
HEKİM İSTİHDAMI KONUSUNDA SON DURUM VE TTB’NİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Doğu/Güneydoğu
dahil sağlıktaki eşitsizlikleri yıllardır BİZLER söylüyor ve çözüm
önerilerimizin yaşama geçirilmesi için çaba gösteriyoruz:
Finansman, hizmet sunumu, sağlık
örgütlenmesi, insan gücü planlaması, tıp eğitimi dahil bir bütün sağlık
sistemindeki doğu/batı, kır/ kent ve dahası kent içi bölge ve kesimler arası tüm
sağlık göstergelerine yansıyan eşitsizlikler TTB’nin yıllardır özel bir gündemi
olmuştur(Tablo:1).
Tüm halkın nitelikli sağlık hizmetine
ulaşmasında önemli bir sorunu oluşturan bu eşitsizliklerin esas sorumlusu yıllardır
uygulana gelen, mevcut hükümet tarafından daha da yoğunlaştırılan sağlık
politikalarıdır.
Doğu/Güneydoğu dahil olmak üzere TÜM
ÜLKEDE “Sağlık’ta Çöküş Dönemi” yaşanıyor:
1-
Sayın Başbakan’ın başta Sağlık
Bakanı olmak üzere ilgili bakanlarına “Çuvalladınız,
beceremediniz, bu ihanettir, cinayettir” deme durumunda bırakan ve ülkemizde ilk
defa olarak kamu sağlık kurumlarının alacağı olan, Sağlık Bakanlığı bütçesinin
%64 ü büyüklüğünde ve koruyucu sağlık hizmetlerinin 10 katı tutarındaki 3.5
katrilyon TL. nin gasp edilmesi ile hastaneleri bu kış gününde yakıtsız bırakan ve
sağlık hizmet sunumunu zora sokan bu uygulama bile tek başına “Sağlıkta Dönüşüm
Programı”nın çöktüğünün bir belgesidir. Kaldı ki, başta koruyucu sağlık
hizmetleri ve sağlığa yatırım bütçelerinin ihmal edilebilir düzeyde olması ibret
vericidir.
Kamunun sağlık hizmetlerinden çekilmesi
ve sağlığın ticarileştirilmesi çabası girişimlerinin yanı sıra, kaynakların
özel sağlık sektörüne aktarılmaya çalışıldığı bu dönem eşitsizlikleri daha
da yoğunlaştırmaktadır. (Bilindiği gibi 100 ve üzeri yataklı özel hastaneler GSMH’mızın
%70’ini barındıran 18 ilimizde toplanmış olup, Sağlık Bakanı’nın atıfta
bulunduğu 32 ilimizde özel hastane bulunmamaktadır.)
2-
Her türlü donanımın (alt yapı, teknik,
ekip) eksik olmasının yanı sıra, mevcut hükümet döneminde hekim ve sağlık çalışanı
bulunmayan sağlık ocakları sayısında dramatik bir artış söz konusudur. (Tablo:2 ve
3)
3-
Ekip çalışmasının zorunlu olduğu
sağlık hizmetinde insan gücü istihdamı bütünüyle tersine dönmüş durumdadır.
(Tablo:4)
Mevcut hükümet döneminde ekibin değerli
unsurları olan ebe, hemşire, sağlık memuru vb. isimlerinin bile değiştirilip
(sağlık elemanı) bütünüyle ortadan kaldırılmasına yönelik ‘aile hekimliği’
uygulamaları sorunu daha da karmaşık hale getirmektedir.
Sağlık
sistemi finansmanı, organizasyonu, insan gücü politikası ile bir bütün olarak
çökmüşken, bu konuda en ufak bir yanıt vermeyen/veremeyen, bu politikaların
sorumlusu hükümet ve Sağlık Bakanı Doğu/Güneydoğu’daki değerli
insanlarımızın acılarının üstünden ‘politika’ yapmaya çalışıyor:
Bu konuda;
-
Bakanlık içten değildir.
(Sağlık Bakanı 2003 konuşması: ‘son derece olumsuz ve mahsurlu bir uygulama olarak süren
zorunlu hizmeti kaldırıyoruz’, zorunlu hizmeti kaldıran 2003 yasa gerekçesi ‘hiç
ihtiyacımız olmadığı halde zorunlu olarak tabip istihdamı yapmak gibi… Kamuda
istihdamı azaltmaya yönelik hükümet politikaları ile çelişen’
Sağlık Bakanı 2005 konuşması ‘piyasalaştırılan sağlık hizmetini devletin
şefkatli kollarına emanet ediyoruz’)
-
Akılcı ve bilimsel hazırlık ve planları
yoktur.
(İnsan gücü planlaması ilişkin bütünlüğü
olmayan ve esas olarak hekim atamaları ile ilgili olarak
onlarca düzenleme yapıp, kendi yaptıkları düzenlemeleri kısa sürede kendileri değiştirdiler.)
Son olarak; zorunlu hizmet uygulamasının
Danıştay tarafından durdurulmasından sonra 31 Ocak 2006 tarihli genelge ile hekimlere
yönelik ‘Geçici Görevlendirme’ bir kez gündeme getirdiler. Özelikle İstanbul’da
hekimlere Cuma günü bildirimde bulunup, Pazartesi günü göreve başlanmasını
isteyecek kadar hürmetsiz bir tutum sergiliyorlar. Zorunlu hizmet uygulamasının
Danıştay’ca yürütülmesinin durdurulması ile birlikte başlatılan geçici
görevlendirme ile hekimler arasındaki dayanışmayı kırmak ve onları birbirleriyle,
meslek örgütleriyle karşı karşıya getirmek anlayışından prim toplamak boşa bir
çabadır.
Bilindiği gibi bu uygulamalar geçici
görevlendirmenin mantığına ve ekte belirtilen Danıştay kararında da açıklıkla
belirtilmiş olduğu üzere hukuka aykırıdır. Hele de bu genelgedeki ‘Atama ve Nakil Yönetmeliği kapsamında atama
yapılıncaya kadar geçici görevlendirme yapılacaktır.’ ifadeleri, 3 yıldır Hükümet’te
olan Bakanlığın bir başka iflas belgesi olarak değerlendirilmelidir.
-
Bilgiyi önemsemiyorlar; tüm bu hazırlık süreçlerinde
her türlü yazılı ve sözlü önerilere, dahası Sağlık Bakanlığı’nın geçmiş
raporları olmasına karşın bilim ortamına hürmet etmedikleri gibi, hiç bir bilgiyi,
durumu paylaşmıyorlar.
-
Hukuka saygıları yok; esas olarak liyakat,
adalet duygularına hürmet etmeyen, kadrolaşma çabası açık uygulamalarını
defalarca yargı yolu ile durdurulmasına karşın hukuk tanımaz tutumlarında ısrar
etmekteler. Ortak aklın ve bilimin gereklerine hürmet etmemenin yanı sıra, hukuka
aykırılığı defalarca ortaya konmuş olan ve hiçbir kriteri içermeyen ‘şef, şef
yardımcılığı’ atamalarında çokça söz ettikleri Doğu/Güneydoğu Anadolu’dan
pek çok hekimi Batı bölgelerine atadılar.
-
Bütün bunların sonucu olarak da tıp ve
sağlık alanında yaygın güvensizlik ortamı
oluşturdular.
-
Değerlerin hızla aşındığı, tüketim eğilimlerinin
pompalandığı ve bireyci tutumun prim yaptığı bir ortamın sorumluları, belli ki bu
sorumluluklarının üzerini örtmek için hekimleri hedef haline getirme çabasındadır.
-
Bir kez daha ifade etmek isteriz ki; Hekim
istihdamı konusu hukuki bir konu değildir ve sadece zorunlu hizmet anlayışına
indirgenemez.
Bütün bunlara karşın ve her türlü
olumsuzluğa rağmen bugüne kadar Türkiye’nin her yerinde mesleklerini yapan meslektaşlarımızı
saygı ile anıyoruz.
Doğu
ve Güneydoğu’nun hekim ihtiyacını ve orada yaşanan sağlık sorunlarını
politikacılar kendi ikbal ve menfaatleri için kullanmak isteyebilirler. Ancak BİZLER gönüllü
olarak çalışan Türk Tabipleri Birliği ve Tabip Odaları bütünü olarak bu sorunları
önemsiyoruz.
Bu nedenle de bölgelere özgü sağlık
hedeflerinin konulmasını istiyoruz:
*Aşılama, bebek ölüm hızı,
önlenebilir enfeksiyon hastalıklarında ölüm oranlarının vb. azaltılmasını,
*Bu bölgelerde “Sağlıkta Dönüşüm
Programı”nın durdurulması ve sağlığın ticarileştirilmesi anlamına gelebilecek
her türlü uygulamaya acilen son verilmesinin ilan edilmesini,
*Tüm ülkede olduğu gibi, bu bölgelerde
de bir anda Meclis kararı ile silinen hastanelerimizin ve sağlık ocaklarımızın SSK,
Bağ-Kur, Emekli Sandığı, Yeşil Kart’tan alacağı paranın acilen ödenmesini, (3.5
katrilyon TL-3.5 milyar YTL.),
*Bu bölgelerde göstermelik değil, gerçek
sağlık ihtiyacının ortaya konulmasını talep ediyoruz.
Bunun
için de defalarca yazılı ve sözlü Bakanlık’tan istemimize karşın şu ana kadar
iletilmeyen mevcut sağlık kurumlarının durumlarına ilişkin (sağlık ocağı,
hastane vb.) sayıları ve buralardaki kadro açıklarını ve şimdiye kadar yürütülen
geçici görevlendirmeler, sözleşmeli personel alımı, zorunlu hizmet vb.
uygulamalarının sonuçlarını,
Nüfus ve hastalık yüklerine göre gerekli
olan ve mevcut olmayan sağlık kurumu sayısı ve buna göre gerçekten gereken uzman ve pratisyen hekim sayısı ve
dağılımının Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanmasını bekliyoruz.
Hekim açığı olduğu ileri sürülen
bölgelerde ;
*Sözleşmeli çalışmanın sona
erdirilmesi ve bunun yasal güvenceye bağlanmasını
*Bilime ve hukuka aykırılığı son
derece açık olan ve bir kez daha gündeme getirilen geçici görevlendirme girişimlerine
bu biçimiyle son verilmesini
*Buralarda istihdam edilecek hekim ve diğer
personele performansa dayalı ödeme gibi geleceği belirsiz ve düzensiz ödemeler yerine
genel bütçeden güvenceli ücret verilmesini
*Bu ücretin temininde güçlük, iş güçlüğü
riski vb. tazminatlar ile yüksek tutulmasını ve emekliliğe
yansıtılmasını
*Bu bölgede geçen sürenin emeklilik
süresine daha çok etki etmesini (erken emeklilik)
*Bu bölgede çalışmanın belli bir süre
için olduğu açıkça ilan edilmesini ve bitiminde hekime istediği il’e atanması güvenceye
bağlanmasını
*Lojman gereksinmesinin karşılanmasını
*Yıllık
izin süreleri uzun tutulmalısını talep ediyoruz.
Yukarıda tanımlanan taleplerin
karşılanması durumunda TTB;
*Hekim ihtiyacının olduğu bölgelere
gönüllü hekim seferberliği açacağını ilan eder.
*Üyelerinin bölgeye gitmesi için teşvik
eder.
Kısa zamanda Tabip Odalarımızla birlikte
oluşturacağımız Heyet, Doğu/Güneydoğu’ya ziyaret gerçekleştirecek, kamu
sağlık kurumlarının temsilcileri ile görüşecek ve sorunu yerinde inceleyecektir.
Bu soruna köklü çözüm önerileri
üretmek ve çeşitli boyutlarını hekim ve hekim dışı bilim insanları ile birlikte
değerlendirmek üzere Mart 2006’da HEKİM İSTİHDAMI ÇALIŞTAYI düzenlenecektir.
Mayıs 2006’da Türkiye sağlık insan gücü
planlaması konulu sempozyum düzenlenmesi planlanmaktadır.
TTB konuyu ivediliğine uygun biçimde başta
Sağlık Bakanlığı olmak üzere, üniversiteler ve tüm taraflarla bir araya gelerek
çözüme katkı sunmak istemektedir.
TÜRK TABİPLERİ
BİRLİĞİ
MERKEZ KONSEYİ
EK
“… 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu’nda aynı kurum içinde geçici görevlendirme konusu düzenlenmemiş
olmakla birlikte, bir kamu kurumunun mevzuatla belirlenmiş olan görev alanı içinde yer
alan ‘geçici’ nitelikteki bir hizmeti ya da değişen ve gelişen sosyal, ekonomik ve
kültürel koşulların sonucu olarak ortaya çıkan, henüz örgütsel altyapısı
oluşturulmamış ve bir kadro ile ilgilendirilmemiş olan ‘yeni bir kamu hizmetini’ yürütmek
amacı ile, durumu uygun olan kamu görevlilerini, ‘kadroları ile hukuki bağlarını sürdürmek
ve belli bir süre ile sınırla olmak üzere’ atamaya yetkili amir tarafından geçici
olarak görevlendirmeleri olanaklıdır.
Bu durum karşısında, geçici
görevlendirmenin ölçütleri ve koşulları ortaya konulmaksızın, personele yönelik
geçici görevlendirmeyle ilgili düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı gibi mevcut
hukuk düzenimizde ve yerleşik içtihatlarımızda, idarelerin personeli dışında
hizmet birimlerini ya da örgütsel yapıları içinde yer alan İl Müdürlüklerini esas
almak suretiyle geçici görevlendirme yapmaları olanaklı değilken, bunun aksine yönelik
düzenlemede bu yönüyle de hukuka uyarlık görülmemiştir.” 14.02.2005 Danıştay 5.
Daire 2004/5292.
|