"Tıp Eğitimi Kurultayı" yapıldı
Türk Tabipleri
Birliği Tıp Öğrencileri Kolu’nca düzenlenen “Tıp Eğitimi Kurultayı” 7 Mayıs
2005 tarihinde Ankara’da, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi 1 No’lu Konferans
Salonu’nda gerçekleştirildi.
TIP EĞİTİMİ KURULTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ
 Tıp eğitimi, hem
mezuniyet öncesi hem de mezuniyet sonrası boyutları ile Türkiye’de ve dünyada son yıllarda
en çok tartışılan konuların başında gelmektedir.
Tıp eğitiminin
amacının, toplumun sağlık düzeyini yükseltecek hekimler yetiştirmek olduğu
tartışılmaz bir gerçektir.
20. yüzyılda,
tıp bilimi baş döndürücü bir hızla ilerlemiş olmasına karşın, dünyanın pek
çok yerinde toplumların sağlık göstergelerinin oldukça kötü olması tıp biliminin
ve tıp eğitiminin sorgulanmasını gerekli kılmaktadır. Tıp biliminin olanakları
insanlara eşit olarak ve yeterince sunulamamaktadır. Bu durum uzun zaman önce tespit
edilmiş temel bir sorundur.
Tıp eğitimi,
işlevi gereği bu temel sorunun ortaya çıkmasında ve çözümünde üstüne düşen
sorumluluğu yerine getirememektedir. Bu yönde dünyadaki değişim süreci ülkemizdeki
tıp fakültelerini etkilemiş; öğrenci merkezli, probleme dayalı, topluma dayalı
eğitim gibi aslında çok da yeni olmayan kavramlar sıklıkla ülkemizde tartışılır
olmuştur.
Türkiye’deki tıp
eğitiminin temel sorunu ücretsiz, yaygın ve nitelikli bir sağlık hizmetinin
örgütlenmemiş olmasıdır.
Türkiye, hala
hekim mezun etme telaşında olup, nitelikli hekim yetiştirebilme kaygısına geçememiştir.
Son 15 yılda gerekli alt yapı ve kadrodan yoksun olarak, politik kaygılarla açılan
tıp fakülteleriyle, varolan sorun daha da ağırlaştırılmıştır.
Türkiye’de tıp
eğitimi ve sağlık sistemi, birbiriyle etkileşmeyen iki ayrı alanmış gibi ele
alınmaktadır. Sağlık sisteminde yaşanan kaos yüzünden ne tıp eğitimi, ne de
ülkenin gereksinimi olan hekim profili sorgulanmaktadır. Mezuniyet öncesi tıp
eğitimin yetersizlikleri hekimlerin uzmanlaşma çabalarıyla giderilmeye çalışılmaktadır.
Uzmanlaşmak; pratisyen hekimler için adeta, gerçekleşmesi zorunlu olan sabit bir fikir
haline gelmiştir. Bilgi ve beceriyi ölçmekten çok “at yarışlarını” andıran
TUS’a hazırlanmaya kurgulanmış ve bunun doğal sonucu olarak mesleğe
yabancılaşmayı dayatan bir kısır döngü ile pratisyen hekimler karşı karşıya
bıraktırılmıştır. Uzmanlaşma saplantısına, bir yandan birinci basamak sağlık
kuruluşlarının tahammül edilmez çalışma
koşullarıyla felç edilmiş olması; öte yandan tıp fakültelerinde verilen eğitimin
yetersizliğinin uzmanlaşarak giderilmeye çalışılması da katkıda bulunmaktadır.
Oysa ülkemizde hekimlerin çoğu pratisyen olarak çalışmaktadır. Tıp fakültelerinin
eğitim anlayışı, toplumsal gereksinmelere yönelmekten, genel pratisyen hekim yetiştirmeye
özel bir önem vermekten uzaktır. Tıp fakültesi öğrencileri ise ilerde yüzyüze
gelecekleri dünyanın gerçeklerinden ve sorunlarından uzak; topluma yabancılaşarak,
toplumun sağlık sorunlarını tanımadan, onları çözebilecek becerileri edinmeden
mezun olmaktadırlar. Mezun olduktan sonra da sorunlarıyla baş başa
bırakılmaktadırlar.
Ülkemiz tıp
ortamında yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri
1-
Tıp eğitimindeki değişim, müfredat değişikliği,
yöntem ve teorik içerik değişikliği yapmakla kalmamalı; öncelikli olarak toplumun
gereksinimlerine göre amaç ve hedefler belirlenmelidir. Böylesi bir değişim için hem
öğrenciler hem de öğretim görevlileri hazırlıklı hale getirilmelidir.
2-
Tıp eğitiminde müfredat dinamik biçimde
şekillenmeli, sık sık değerlendirmelidir. Öğrenciye teorik bilgi birikiminin
yanında beceri kazandırma yönelik pratik uygulamalar erken dönemde başlamalıdır.
3-
Tıp fakülteleri eğitim müfredatında tıp
dışı alanlardaki konularla ilgili dersler yoktur. Tıp fakültesi eğitim müfredatına
tıp öğrencilerinin ülkesindeki ve dünyadaki değişimleri algılayabileceği sosyal
bilimlere ait dersler konulmalıdır.
4-
Tıp öğrencilerine tıp eğitiminin ömür
boyu devam eden bir eğitim olduğu bilinci verilerek kendi kendine eğitme yeteneği
kazandırılmalıdır. Tıp eğitimi “öğrenci merkezli” ve “hasta/hizmet alan
merkezli” olmalıdır.
5-
Hekim-hasta, hekim-hekim, hekim-insan, tıp
etiği ve sağlık hizmetlerinin sunumunda “ekip çalışması” anlayışı
konusundaki eğitime ağırlık verilmelidir.
6-
Tıp eğitimi “öğrenmeyi öğretmek”
anlayışını işlev edinmeli, eğitim boyunca öğrencilere araştırma ilkeleri
aşılanmalıdır. Böylece daha sonra görev alacağı birimlerde araştırma ve
geliştirmeye yönelmeleri sağlanmalıdır.
7-
Tıp eğitiminden sonra hekimlerin çoğu TUS
sınavına yönelmekte, uzmanlık eğitimi başlıca amaç olmaktadır. Tıp fakültelerinde
eğitim müfredatı uzmanlık yönelimlidir ve son yıl beceriye dönük olması gereken
internlük eğitimi TUS sebebiyle olumsuz etkilenmektedir. Bu durum, sağlık
hizmetlerinde en önemli hedef olan 1.basamak sağlık hizmetlerinin gereğince yerine
getirilememesine yol açmaktadır. Tıp fakültelerindeki eğitim müfredatı 1. basamak
sağlık hizmetlerine göre şekillendirilmektedir. Pratisyen hekimlik özendirilmeli ve
özlük hakları iyileştirilmektedir. Pratisyen hekimlerin tıp bilgileri sürekli tıp
eğitimiyle canlı tutulmalı ve belgelendirilmelidir.
8-
Tıp eğitiminin yanında sosyal faaliyetlere
önem verilmelidir. Buna yönelik sosyal faaliyet alanları artırılmalıdır.
9-
Tıp fakültelerine giriş puanlarındaki
eşitsizlikler tıp eğitiminde olumsuzluklar yaratmaktadır. Bu, eğitimdeki fırsat
eşitsizliğinin bir göstergesidir ve bu eşitsizlikler bir an önce ortadan kaldırılmalıdır.
10- İntern doktorların statüleri ve görev tanımlamaları
birinci basamak sağlık hizmetleri göz önünde bulundurularak yapılmalı; ücret,
ücretsiz yemek, oda vb. gibi sosyal haklar tanınmalıdır.
11- Öğrenci katkı payları yüksektir ve öğrenci
belgesi, transkript vb. belgeler için para alınmaktadır. Bu da eğitimde fırsat
eşitsizliğine yol açmaktadır. Eğitim parasız hale getirilmeli ve burs olanakları
artırılmalıdır.
12- Tıp fakültesinde öğretim elemanları ile
ilgili birçok sorun bulunmaktadır.
·
Çoğu tıp fakültesinde öğretim üyesi
sayısı yetersizdir. Sayıyı artırmak kaygısıyla nitelik zedelenebilmektedir.
·
Öğretim elemanlarının mali ve özlük
hakları ile ilgili sorunlar vardır. Bu durum öğretim üyelerinin yarı zamanlı çalışmasına
ve özel muayenelere yönelmelerine sebep olmaktadır. Bu da üniversitelerde verilen eğitimin
niteliğini düşürmekte ve üniversitelerdeki bilim üretiminin azalmasına neden
olmaktadır. Bu sebeple öğretim üyelerinin maddi ve özlük hakları ile ilgili
sorunlar acilen çözülmelidir.
·
Üniversitelerde döner sermaye uygulaması
öğretim üyelerinin tedavi edici hizmetlere yönelmelerine sebep olmakta ve
üniversitelerde eğitim ve araştırma ikinci plana itilmektedir.
·
Öğretim üyelerine yönelik “eğitici
programları” yetersizdir. Tıp fakültelerinde “eğitici eğitimi” programları
başlatılmalıdır. Bu programlar Tıp Eğitimi Anabilim Dallarınca uygulanmalıdır.
13- Ülkemizde tıp fakültelerinin sayısı 52’yi
bulmuştur. Bunların çoğu yeterlilik koşulları gözetilmeden; yerel istekler ve
politik gerekçelerle açılmıştır. Tıp fakültesi açılan bazı kentlerin
altyapıları üniversite ortamına uygun değildir. Bunun için yeni tıp fakülteleri
açılmamalı; alt yapısı ve kadrosu yeterli olmayanlar güçlendirilmeli veya kapatılmalıdır.
14- Tıp fakültelerinde bugün yaklaşık 32 bin
tıp öğrencisi bulunmakta ve her yıl 4 bin 500 mezun verilmektedir. Tıp fakültelerine
gereğinden fazla öğrenci alımı, eğitici-öğrenci, öğrenci-hasta ilişkisini
olumsuz etkilemekte, verilen tıp eğitiminin niteliğini düşürmekte ve hekimler için
istihdam sorunu meydana getirmektedir. Bu sebeple kontenjanlar acilen yarıya düşürülmelidir.
15- Tıp fakültelerinin finansal sıkıntıları
vardır. Genel bütçeden tıp fakültelerine yeterli kaynak aktarılmamaktadır. Bunun
sonucu tıp fakültelerinde fiziki altyapı sıkıntıları (kütüphane, laboratuvar,
bilgisayar) doğurmakta ve gerekli araştırma çalışmalarına gereken önem
verilmemektedir. Bu sebeple tıp fakültelerine yeterli kaynak ayrılmalıdır.
16- Sağlığa ayrılan bütçe yüzde 3 dolayındadır.
Bununla nitelikli bir sağlık hizmetinin verilmesi olanaksızdır. Bunun için sağlığa
ayrılan bütçe acilen artırılmalı, bütçe dengesi koruyucu sağlık hizmetleri yönünde
kullanılmalıdır.
17- Ülkemizde Kamu Yönetimi Temel Kanunu ve Sağlıkta
Dönüşüm ile yapılmaya çalışılan değişimler geri çekilmeli ve demokratik kitle
örgütlerinin istekleri doğrultusunda yeniden planlanmalıdır.
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
TIP ÖĞRENCİLERİ KOLU
TTB-TÖK
|