Türk Tabipleri
Birliği'nin
"Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması
İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerden Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun, Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Tasarısı"na İlişkin Bilgi Notu,
Türk Tabipleri Birliği, TBMM Sağlık,
Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı olarak Prof.Dr.Cevdet
Erdöl imzalı 08.06.2005 tarihli çağrısı ile 09.06.2005 günü
yapılacak toplantıda bu tasarı maddelerinin görüşülmesine davet edilmiştir.
Komisyon toplantısında kabul edilen
tasarıda yeralan düzenlemelerin bazıları hakkında
komisyonunuz başkanlığına kısaca bilgi notlarını iletmek istedik.
Kanun Tasarısının 6. Maddesinde yer alan
Sağlık Bakanlığı Eğitim Hastanelerinde klinik şef ve şef yardımcılığı
kadrolarına profesör ve doçent olanların Bakanlıkça atanacağı, diğerlerine
ilişkin yapılacak sınavın bu Sağlık Bakanlığı tarafından 3359 sayılı Yasaya
dayanarak yönetmelikle düzenleneceği hükmü, komisyon tarafından 3359 sayılı yasaya
ek geçici bir madde eklenerek 10 yıldır şef yardımcısı olarak görev yapan
hekimlerin de sınavsız atanmasını öngören bir ekle kabul edilmiştir.
Komisyonda kabul edilen bu düzenlemeler yasama tekniğine, Anayasaya, Yargı
kararlarına ve konuya ilişkin özel kanunlara aykırıdır.
Eğitim hastaneleri tıpta uzmanlık eğitimi
veren, uzman yetiştiren hastaneler olup, klinik şef ve şef yardımcıları ise
eğitimin sorumlusu olan bilimsel kadrolardır. Nitelikli uzman yetiştirmenin başlıca
koşullarından biri eğitim kadrolarına atanacak kişilerin bu alanda en iyi bilgi
birikimine, beceriye sahip kişilerden oluşmasıdır. Tıp eğitimi ve tıpta
uzmanlık eğitimi bilimsel bir süreç olduğundan dolayı bu alanı düzenleyen özel
Kanunlar bulunmaktadır. Bu kanunlar, Sağlık Bakanlığı dışında başka
kurumlara da yetki vermektedir.
Yükseköğretimin Anayasa uyarınca asıl
sorumlusu olan Yüksek Öğretim Kurumlarına, 2547 sayılı Yasa ve 1219 sayılı Yasa ve
Tıpta uzmanlık Tüzüğü ile yetki tanınmış ve bu alandaki çıkarılacak yönetmelikler
için YÖK'ün uygun görüşünün alınmasını şart koşmuştur. Bu düzenleme bir
yüksek öğretim olan tıpta uzmanlık eğitiminde üniversiteleri ve YÖK'ün Anayasa'da,
Yasalarda Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde yer alan yetkilerini yok saymaktadır.
1997 yılında Sağlık Bakanlığı, YÖK,
TTB ve uzmanlık derneklerinin sağlık ve eğitim ortamında tartışarak uzlaşarak
vardıkları tarafsız, objektif ilk iki aşaması ÖSYM tarafından ve son aşaması
ise belli kriterlere sahip ve kura yöntemi ile oluşturulan bağımsız jüriler tarafından
yapılan sınav yöntemi 1999 yılından buyana uygulanmıyor. Bir önceki hükümet
döneminden başlayarak profesör doçent ünvanına
sahip hekimler, kadrolar ilan edilmeden, boş kadrolara başvurular alınmadan ve atanacak
kişilerde objektif bir değerlendirme yöntemi, ölçütü getirmeden atama yapılıyor.
Her defasında Danıştay ilgili Dairesi ve Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu
bu yöndeki yönetmelik düzenlemelerinin yürütmesini durduruyor ve iptal ediyor. Bakanlık
bu yargı kararlarını uygulamıyor
Tasarının 3. Maddesinde 657 Sayılı
Devlet Memurları Kanunun 36. maddesinde belirtilen sağlık personelinin , ücretleri
döner sermayeden karşılanmak üzere aynı kanunun 4/B maddesine göre
sözleşmeli olarak çalıştırılması öngörülmektedir. Bu düzenleme
Anayasaya aykırıdır.
Daha önce 657 sayılı Yasanın 36 nci maddesine 4924 sayılı Yasanın 11 nci
maddesiyle eklenen hüküm ile Sağlık hizmetlerinin döner sermayeden ayrılacak
pay ile hizmetlerin satın alma yolu ile gördürülmesine olanak veren düzenleme,
22.11.2004 tarihinde Danıştay 5. Dairesi ve 10. Dairesi Tarafından 2004/4439 E.
sayılı dosyadan ortaklaşa verilen karar ile, Anayasanın 128 inci ve 2 nci maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin nitelikleri arasında
sayılan hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Anılan hükmün
Anayasanın 2. ve 128/1. maddelerine aykırılığı savı ciddi bulunarak iptali için
Anayasa Mahkemesine başvurulmasına ve Anayasa Mahkemesince verilecek karar
üzerine yeniden bir karar verilinceye kadar yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne
karar verilmiştir. Sağlık Bakanlığının itirazı Danıştay Genel Kurulu tarafından
reddedilmiştir.
Kararın gerekçesi ise; Anayasa'nın 56.
maddesi uyarınca sağlık hizmetlerinin toplumun genel ve ortak ihtiyaçları kapsamında
ele alındığı ve bu hizmetlerin bir kamu hizmeti olarak nitelendirildiği, "Kamu
hizmeti görevleriyle ilgili hükümler" başlıklı 128 inci maddesi uyarınca
idarenin doğrudan genel idare esaslarına göre yürüttüğü sağlık hizmetini,
gerektirdiği asli ve sürekli görevliler aracılığı ile yürütmesi gerekliliğine
aykırılıktan söz edilmiştir.
Bağımsız bir toplum ve ülke olmanın
temel göstergesi, bağımsız ve özgür düşünen bireylerin ve bu doğrultudaki
mesleki faaliyetlerin varlığıdır.
Bu tasarı ile sözleşmeli çalışanlar için;
başhekim, başhekim yardımcısı, başhemşire olma yolu açılıyor. Bir kamu
hastanesinin başında, iş güvencesinden yoksun sözleşmeli bir başhekimin olabilmesi
aslında, sağlık alanının kamusal bir hizmet alanı olmaktan nasıl çıkartıldığının
da yeni bir işareti olarak görülmelidir. Öte yandan sözleşmeli statüde çalışan
bir başhekimin bağımsız karar verme, görevini kendi biriminin gerekliliği üzerinden
planlama, çalışanların sorunlarına eğilme konularında ne kadar kısıtlanacağı
çok açıktır.
Bu yaklaşım bilimin, tıbbın ve hukukun
birikimlerini yok saymaktadır.
Türk Tabipleri Birliği konunun tüm
taraflarıyla birlikte değerlerimizi ve birikimlerimizi korumak için bu konuda her
türlü programı hayata geçirmeye hazırdır.
TÜRK TABİPLERİ
BİRLİĞİ
MERKEZ KONSEYİ
|