e-posta

   Eski Sayılar | Künye | Ana Sayfa

TIP DÜNYASI
 

.

1 Ocak 2003  Sayı: 96

 

"Hayata Dönüş" operasyonu 2. yılını doldurdu

Açlık grevleri hala sürüyor

F tipi cezaevlerine karşı sürdürülen açlık grevlerine son verme gerekçesiyle 20 cezaevinde eşzamanlı olarak başlatılan “Hayata Dönüş” operasyonunun üzerinden 2 yıl geçti. Aradan geçen zaman, “yaşam kurtarmak” ve “açlık grevlerine son vermek” gerekçeleriyle yapılan operasyonun, gerçekte bu amacından ne kadar uzakta olduğunu ortaya koydu.

6.gif (44284 bytes)Tıp Dünyası - ANKARA - F tipi cezaevlerine karşı 20 Ekim 2000 tarihinde 14 cezaevinde başlatılan ölüm orucu eyleminin 60. gününde, 20 cezaevinde aynı anda başlatılan “Hayata Dönüş” operasyonu ikinci yılını doldurdu. Türk Tabipleri Birliği (TTB) İkinci Başkanı Dr. Metin Bakkalcı, 2 yıl önce operasyona gerekçe gösterilen açlık grevlerinin bugün hala sürdüğüne dikkat çekerek, aradan geçen zamanın operasyonun gerçek amacının yaşam kurtarma değil, “otorite kurma çabası” olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.

19 Aralık 2000 günü sabaha karşı 05.00’te, 57. hükümetin Sağlık, Adalet ve  İçişleri Bakanlıklarının ortak girişimiyle, 3 bini aşkın siyasi ve tutuklu ve hükümlünün bulunduğu cezaevlerine yönelik olarak 10 bin güvenlik görevlisince gerçekleştirilen baskın, bugün  sadece bazı rakamlarla akıllarda kaldı.

İkinci yılında, operasyonu değerlendiren Metin Bakkalcı, “hafızaları tazeleme” açısından “Hayata Dönüş Operasyonu”nun gündeme getirilmesinin son derece önemli olduğunu söyledi. Sağlık, Adalet ve İçişleri Bakanlıklarınca planlanan ve “hayata dönüş” adı verilen operasyonda 32 kişinin yaşamını yitirdiğini anımsatan Bakkalcı, o dönemde çok sayıda insanın katıldığı açlık grevlerinin bugün de devam ettiğine işaret ederek, şunları  söyledi:

“‘Hayata döndüreceğim’ diyorsunuz, ölüm ortaya koyuyorsunuz. ‘Açlık grevlerini sonlandıracağım’ diyorsunuz, bunu sağlayamıyorsunuz. O zaman niye yaptınız hayata dönüş operasyonunu? Tek bir şey kalıyor; demek ki hayata dönüş operasyonunu gerçek anlamıyla yaşamları korumak ya da açlık grevlerini sonlandırmak için değil, esas olarak bir otoritenin, bütün bilim çevrelerinin, uzmanlık alanlarının, bütün demokrasi ve insan haklarıyla donanmış ortamların bilimsel, ahlaki, vicdani karşı çıkışlarına karşın, otoritesini tesis etmek için yapmış oluyorsunuz.”

TTB olarak o gün de, bugün de “insan aklının, her koşulda insanı esas alan bir çözümü mutlak anlamda sağlayabileceğine” inandıklarını kaydeden Metin Bakkalcı, yeni göreve gelen 58. hükümeti de, parti programında insan haklarına geniş yer ayırmalarına karşın, F tipi cezaevleri ve buna bağlı olarak süren açlık grevleri konusunda hiçbir öneri getirmemeleri nedeniyle eleştirdi.

“Operasyon tüm topluma yönelikti”

TTB’nin ve hekimlerin o gün de, bugün de mesleğin olmazsa olmaz koşulunu ve insan olmanın gereklerini yerine getirdiğini ifade eden Metin Bakkalcı, operasyonun salt cezaevlerine değil, tüm topluma yönelik bir yanı olduğunun altını çizerek şunları aktardı:

“Konunun üstünde en kolay kullanabilecekleri yan, sağlıkla ilgili, hekimlik uygulamalarıyla ilgili yanıydı. Bu kadar açık nedenleri olan bir meseleyi götürüp bir sağlık, hekimlik uygulaması noktasına bilerek sıkıştırmaya çalıştılar. Kendi sorumluluklarının üzerini örttüler. Ön plana sağlık ve hekimlik uygulamaları çıkartıldı. Onlar da gayet iyi biliyordu ki, hekimler bu açlık grevlerinde ya da diğer bütün mesleki faaliyetlerinde temel amaçları yaşamı korumak, yaşamı geliştirmek, her açıdan gerçek anlamıyla geliştirmek için çaba sarfeden bir meslek grubudur. Biz gereğini yapmaya çalıştık ve hala daha bunu yapmaya çalışıyoruz.”

 

TIP DÜNYASI

Sayfa başına git         Başa dön